.
Bugün tuhaf bir seri konuşma yaptık sevgilimle. Sabah evden çıktım. 20 dakikalık bir taksi yolculuğundan sonra havaalanına ulaşıp check-in işlemlerini bitirince, Stine'yı aradım. "Şimdiden özledim seni" dedi. "Ben de tatlım; İstanbul'a varınca seni ararım" dedim. İstanbul'a inince Kopenhag'ı aradım. Stine da havaalanına gitmek üzere yola çıkıyordu, hafif bir telaş vardı sesinde...
Ben bir iki saat sonra, akşamki Champagne dersi için Ankara'ya uçtum. Ders faslı bitip yemeğe geçmek üzereyken Stine aradı. "Amsterdam'dayım" dedi, "Birazdan Nairobi'ye uçağımız kalkacak. Benim Iphone'a şifre giriyorum kabul etmiyor." Sonra devam etti: "Zanzibar'daki evin anahtarını Kopenhag'da unutmuşum galiba... Sen Frida'ya telefon edip, yarın evde birilerinin olmasını sağlar mısın?"
"Tabi tatlım" dedim ve Frida'nın Zanzibar numarasını çevirdim. "Merhaba Yunus, nasılsın?" dedi Frida. "İyiyim" dedim; "Stine şu anda uçakta, yarın sabah Precision ile Nairobi'den Zanzibar'a geçecek, yalnız ev anahtarlarını unutmuş; evde birileri kalabilir mi?"
"Tamam ben evdeyim zaten" dedi Frida.
Tadım grubundan Oğuzhan ile gözgöze geldik o anda.... "Evet, Oğuzhan" dedim; "Bu sabah Kopenhag'da beraber uyandığım sevgilim beni Amsterdam'dan telefonla arıyor ve Ankara'da yakalıyor; anahtarlarını unuttuğu için yarın evde birinin olmasını sağlamak için ben de Zanzibar'ı arıyorum"
C'est la vie!
.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder